arrow-left

23 Ocak 2026


21 Haziran 2025 Cumhurbaşkanlığı Dijital Erişilebilirlik Genelgesi: Markaları Bekleyen Cezalar ve Uyum Riskleri

Güneş gözlüklü ve kıvırcık saçlı görme engelli bir profesyonel kadın, ofis ortamındaki masasında otururken gülümseyerek akıllı telefonuyla sesli etkileşimde bulunuyor (örneğin, VoiceOver kullanıyor veya sesli mesaj gönderiyor). Masasının üzerinde katlanmış halde beyaz bastonu duruyor; arka planda bulanık olarak diğer ofis çalışanları görülüyor.

21 Haziran 2025 Cumhurbaşkanlığı Dijital Erişilebilirlik Genelgesi: Markaları Bekleyen Cezalar ve Uyum Riskleri

Son yıllarda “erişilebilirlik” kavramı, markalar için giderek daha sık duyulan bir başlık haline geldi.

Ancak birçok kurum bu konuyu hâlâ gönüllü bir iyileştirme ya da “olsa iyi olur” yaklaşımıyla ele alıyor.

Basitçe anlatmak gerekirse:

2026 itibarıyla Türkiye’de dijital erişilebilirlik, 21 Haziran 2025’te yayınlanan genelge ile birlikte tercih edilen bir uygulama olmaktan çıkıp zorunlu bir standart haline geliyor.

Bu değişim; bankaları, e-ticaret sitelerini, kamuya açık dijital hizmet sunan tüm markaları ve bu hizmetleri kullanan milyonlarca kullanıcıyı doğrudan ilgilendiriyor.


Dijital Erişilebilirlik (Digital Accessibility) Nedir?

Dijital Erişilebilirlik (Digital Accessibility), web siteleri ve mobil uygulamaların

engelli bireyler de dahil olmak üzere herkes tarafından eşit ve bağımsız şekilde kullanılabilmesini ifade eder.

Bu kavram yalnızca teknik bir düzenleme değildir.

Örneğin;

Bir internet bankacılığı ekranı, ekran okuyucu kullanan bir kişi tarafından baştan sona işlem yapılabilecek şekilde tasarlanmamışsa, o platform dijital olarak erişilebilir sayılmaz.


Neden Şimdi Konuşuluyor?

Türkiye’de dijital erişilebilirlik, son yıllarda yayımlanan genelgeler ve denetim mekanizmalarıyla birlikte daha somut bir çerçeveye oturdu.

2026 yılı, bu sürecin uygulama ve yaptırım tarafının netleştiği kritik bir eşik olarak öne çıkıyor.


Bu tarihten itibaren erişilebilirlik;

  • Denetlenen
  • Ölçülen
  • Ve yaptırımlarla karşılığı olan bir alan haline geliyor.


Bu değişimin merkezinde ise yalnızca teknik uyum değil, kullanıcı deneyimi yer alıyor.


Zorunluluk Seviyesi ve Kapsam

Türkiye’de dijital erişilebilirlik değerlendirmelerinde temel referans noktası:

  • WCAG 2.2 A Seviyesi olarak kabul edilmektedir.


Bu seviye:

  • Temel erişilebilirlik gerekliliklerini kapsar
  • Bankacılık, e-ticaret ve kamuya açık dijital platformlar için kritik eşik olarak görülür

Karışıklık yaratacak ileri seviye detaylardan önce, markaların öncelikle bu seviyeyi karşılaması beklenmektedir.


Markalar İçin Temel Risk Alanları

2026 zorunluluğu, markalar açısından yalnızca “uyum” meselesi değildir.

Birden fazla risk alanını beraberinde getirir.

1️⃣ Hukuki Riskler

Erişilebilir olmayan dijital platformlar, yaptırım ve denetim süreçleriyle karşı karşıya kalabilir.

2️⃣ İtibar Riski

Kullanıcıların erişemediği hizmetler, markaya duyulan güveni doğrudan zedeler.

3️⃣ Operasyonel Riskler

Son dakika yapılan düzeltmeler, plansız maliyetler ve teknik borçlar yaratır.

Bu riskler özellikle bankacılık ve e-ticaret gibi kullanıcı etkileşiminin yüksek olduğu sektörlerde daha görünür hale gelir.


Türkiye’de Neden Kritik? 

Türkiye’de dijital erişilebilirlik artık yalnızca iyi niyetle ele alınan bir konu değildir

  • Kamuya açık dijital platformlar denetim kapsamındadır
  • Bankalar ve büyük ölçekli markalar için erişilebilirlik değerlendirmeleri gündemdedir
  • 2026 itibarıyla erişilebilirlik, dijital dünyada zorunlu bir standart haline gelecektir

Bu nedenle “bizde de var” yaklaşımı, yerini

“nasıl uygulandığı” sorusuna bırakmıştır.


Yanlış Bilinen: Plugin Kullanmak Yeterli mi?

Erişilebilirlik denildiğinde sıkça karşılaşılan bir yaklaşım şudur:

“Bir plugin ekledik, sorun çözüldü.”

Ancak bu yaklaşım dünya genelinde uzun süredir tartışmalıdır.

  • Plugin’ler altyapıyı dönüştürmez
  • Gerçek kullanıcı deneyimini garanti etmez
  • Yanlış bir güven hissi yaratır

Bu nedenle erişilebilirliği yalnızca eklentilerle sağlamak, gerçek riskleri ortadan kaldırmaz.


Doğru Yaklaşım Ne Olmalı?

Gerçek dijital erişilebilirlik;

  • Standartlara dayanır
  • Ancak odağına gerçek kullanıcı deneyimini alır

Doğru yaklaşım:

  • Analiz
  • Uzman değerlendirmesi
  • Gerçek kullanıcılarla test
  • Ve süreklilik

üzerine kurulur.

Amaç yalnızca 2026’yı geçmek değil,

erişilebilirliği kalıcı bir standart haline getirmektir. BlindLook, erişilebilirliği geçici bir uyum süreci olarak değil,

kurumsal bir dönüşüm alanı olarak ele alır.


Bu yaklaşımda;

  • Regülasyonlar bir başlangıç noktasıdır
  • Asıl hedef, herkes için eşit dijital deneyim yaratmaktır


BlindLook Ne Yapar?

BlindLook, 2019 yılında kurulmuş;

dijital erişilebilirlik alanında öncü çalışmalara imza atmış bir girişimdir.

Bugün BlindLook:

  • Bankalarla
  • E-ticaret platformlarıyla
  • Farklı sektörlerden markalarla

erişilebilirlik alanında aktif olarak çalışmaktadır.

Sunulan hizmetler:

  • Erişilebilirlik denetimi (accessibility audit)
  • Gerçek kullanıcılarla yapılan testler
  • Ekran okuyucu uyumluluk analizleri
  • Kuruma özel WCAG yol haritaları
  • Sürdürülebilir erişilebilirlik danışmanlığı

BlindLook’un erişilebilirlik alanında birlikte çalıştığı markaları incelemek için buraya göz atabilirsiniz.


Özet

2026, dijital erişilebilirlik açısından bir dönüm noktasıdır.

Bu tarih, yalnızca bir regülasyon değil; markalar için bir yol ayrımıdır.

Erişilebilirlik;

  • Hukuki bir gereklilik
  • Kullanıcı deneyiminin ayrılmaz bir parçası
  • Ve marka güveninin temelidir


Doğru yaklaşımla ele alındığında, erişilebilirlik bir risk değil, dijital dönüşümün en güçlü adımlarından biridir.

Gerçek erişilebilirlik için BlindLook yanınızda.


Detaylı bilgi ve iş birliği için buraya tıklayarak bize ulaşabilirsiniz.

youtubetwitterinstagramlinkedin