Dijital dünya, insanların isteklerine ve gelişen teknolojinin olanaklarına göre büyüdü ve hayatımızın her alanında etkin olmayı bir şekilde başardı. Öncelerde bir alan dijital çalışmalara konu olduğunda şaşırırken, şimdi bir yere teknoloji hakim olmayınca şaşırıyoruz.
Peki nasıl oldu bu süreç? Teknoloji hayatımızın her alanına nasıl girdi?
Bankacılık, yeme / içme, sağlık vb. sektörler insanlara hizmet getirmek için birbiriyle yarıştı, bir anda kendilerini dijital dünyanın içinde buldular. Burada da süreç durmadı tabi. Bu kez de hangi sektör daha iyi teknolojiyi kullanabiliriz sorusuna cevap aradı, yine birbiriyle yarış süreci gündeme geldi ve günümüz teknolojisiyle hala bu yarış devam ediyor.
Peki toplum bu durumdan nasıl etkileniyor? Bir görme engelli toplumdaki bu değişime nasıl adapte oluyor?
Toplum hizmetin iyisini nereden alırsa oraya yöneldiği için yukarıda bahsettiğimiz rekabet piyasası oluştu ve insanlar her gün gelişen sistemlerde kendilerine konfor arıyor. Toplum içerisinde görme engelli kitle de bu gelişen teknolojide en iyi sistemlerden yararlanmak istiyor fakat sektör hızla gelişmek ve rakiplerinin önüne geçmek için çaba gösterdiğinden erişilebilirlik çalışmaları hakkında pek bir şey yapmıyor, bunun sonucunda görme engelli bireyler de toplumun diğer bireyleri gibi dijital dünyanın gelişmelerini kullanamıyor. Görme engelli kitle bu gelişim sürecinden elbette memnun fakat geliştirilen her teknolojik alt yapı hangi erişilebilirlik sorununu doğuracak diye düşünmekten de kurtulmak istiyor. Çünkü gelişmek demek sorunların çözülmesi demek fakat görme engelliler bu süreçte dijital erişilebilirlik sorunlarıyla daha çok karşılaşıyor. Biliyoruz ki dijital dünya öncesinde finans gibi noktalarda aktifken, yukarıda da bahsettiğimiz gibi yeme / içme sektöründe de fazlaca rol oynamaya başladı.
Örneklendirecek olursak..
Gelişen teknolojide hayatımızın her noktasında yer alan sipariş uygulamaları, herkesin hayatını bir hayli kolaylaştırdı. Görme engelliler de bu kolaylıklardan faydalanmak istedi fakat hiç beklemedikleri bir anda yaşadıkları erişilebilirlik sorunları onları bu haklarından mahrum bıraktı ya da kullanım aşamasında zorlandırdı. Bu doğrultuda yeme / içme gibi toplumun temel ihtiyaçlarından görme engellilerin teknolojide yaşadıkları erişilebilirlik sorunu dolayısıyla herkes gibi faydalanamamaları, dijital dünyanın net olarak kapsayıcı olmadığını ortaya çıkartıyor.
Peki Görme engelliler başka hangi alanlarda dijital dünyaya erişim sorunu yaşıyor?
Yine yukarıda da ifade ettiğimiz gibi teknoloji nerede aktifse, dijital yaşam orada kapsamlı değişimler yaşıyor. Sıradan bir günde normal bir bankacılık işlemi için mobil uygulamaya giren görme engelli, yine yazımızda bahsettiğimiz gibi ansızın erişilebilirlik sorunu ile karşılaşıyor ve normal olan bir gün artık sorunlu bir güne dönüşüyor. Erişilebilirlik engeline takılan birey, o aşamada kendi çözümlerini uygulamaya çalışıyor fakat çoğu zaman sonuç olumsuz oluyor. Çözüm bulmuş olsa dahi bu çözümler anlık ve geçici kolaylaştırıcılar oluyor. Bireysel olarak “burayı şöyle erişilebilir yapın, şu uygulama kullanılamıyor” denilse de görme engelliler bu karmaşada sesini ilgili kitleye çoğunlukla duyuramıyor ve yine dijital dünyada geri planda bırakılmış oluyor. Bu tür durumlarda bir kez daha anlıyoruz ki markalar ve kullanıcılar arasında söz sahibi bir platformun köprü görevi görmesi büyük önem oluşturuyor.
İşte tam bu noktada BlindLook devreye giriyor ve dijital dünyayı geliştirenlerin unuttukları erişilebilirlik çalışmalarını onlara tekrar hatırlatarak görme engellilerin de teknolojiden daha verimli faydalanmasını sağlıyor. BlindLook, sektörün kurduğu dijital dünyaya ek olarak ses odaklı dünyayı da bu sisteme dahil etmek için çalışıyor. Bir gün ses odaklı dünyamız dijital dünya ile ortaklaşa ilerlediğinde, görme engelli bireyler gelişen teknolojiyi her birey gibi takip edebilmiş olacak.
Yazar: Kadir Ahıska / BlindLook Ekip
