arrow-left

06 Kasım 2023


Neden markalar 285 milyon insanı görmüyorlar? Çünkü gözleri mi kör?

Görme engelli bir kişi telefon kullanıyor.

Dünya üzerinde yaşayan 285 milyon görme engelli birey, birçok kültürün, deneyimin ve yaşam tarzının bir parçasıdır. Görme engelliler, günlük yaşamlarında kendilerine engel olanın görmeme olduğunun farkında ve bu küçük farklılıkla hayatını sürdürmeye çalışırken birçok zorlukla karşı karşıyadır. Peki kendilerine engel olan şeyler nedir? Toplum ve markalar tarafından göz ardı edilme, erişilebilirlik sorunları onlar için en büyük engeldir!


Görme engelli bireylerin görmemesi onların dünyayı keşfetme isteklerini veya yeteneklerini asla sınırlamaz. Bu küçük farklılık onların eşit hizmet almasına ve özgür olmasına da asla engel değildir. Ancak, ne yazık ki, birçok marka bu gerçeği göz ardı eder ve görme engelli bireylerin ihtiyaçlarını anlamaz. Görme engelli bir kişi, bir web sitesini ziyaret ettiğinde, ürünleri incelediğinde veya bir hizmeti kullanmaya çalıştığında, genellikle eksik veya kısıtlı bir deneyim yaşar. Bu kısıtlı deneyimin asıl kaynağı ise kullanıcının “görmemesi” değil, markanın “görmezden gelmesidir!”


Görme engelliler bu kısıtlı, kapsayıcı veya eşit olmayan bu hizmet karşılığında ise aynı ücreti ödüyor. Teknik olarak bakıldığında burada markalar tarafından “bilinçli/bilinçsiz” bir hak yeme durumu var. Bu, adalet ve eşitlik ilkeleriyle çelişir. Eşit bir ücret ödüyorlarsa, eşit bir hizmet de beklemek haklarıdır. Markalar, bu gerçeği anlamalı ve görme engelli müşterileri için daha erişilebilir ve kapsayıcı bir deneyim sunmaya odaklanmalıdır. Markaların harekete geçmesi için ne gerekli, ne yapmalı? Eşit ve kapsayıcı bir hizmet vermek için onları engelleyen şey nedir? Görmemek mi?


Bir görme engellinin restorana gittiğini hayal edelim şimdi. Bir masaya oturdu ve erişilebilir bir menü yok! Eğer tek gitmişse bir garsonun ona menüyü saymasını rica edecek. Garson kendi vaktinden çalmamak için hızlıca okuyacak, belki fiyatlarını okumadan geçecek. Belki de sadece yemek isimlerini okuyup, içindeki diğer malzemeleri es geçecek… Daha yemek siparişi vermeden ilk 5 dakika içinde erişilebilirlik sorunları baş gösterdi. Spor yapmak isteyen, online alışveriş yapmak isteyen, faturasını dijital kanallardan yatırmak isteyen hatta çamaşırını yıkamaktan makyajını kendisi yapmak isteyen milyonlarca görme engelli var. Markaların “insafına” kalmış, onlardan bir hareket bekleyen…


Markalar, 285 milyon görme engelli bireyin varlığını göz ardı etmemeli ve onlara erişilebilir bir deneyim sunmalıdır. Görme engelli bireyler de diğer tüm bireyler gibi haklara sahiptir ve eşit bir şekilde hizmet almayı beklemelidir. Markalar, Eşitlik ve kapsayıcılık için adım atmak, markaların sadece daha fazla müşteri kazanmasına yardımcı olmaz, aynı zamanda toplumsal sorumluluklarını yerine getirmelerini sağlar.


Bu noktada BlindLook devreye giriyor. BlindLook olarak, görme engelli bireylere daha iyi bir deneyim sunmayı hedefleyen bir teknoloji platformuyuz. EyeBrand adını verdiğimiz 60+ markayla birlikte yapay zeka tabanlı sesli dünyamız, %80’i görme odaklı dünyayı görme engelliler için tamamen sesle özgürleştiriyoruz. Access Point adını verdiğimiz ürünümüzde görme engellilerin markalar hakkında herhangi bir sorunu, taleplerini veya memnuniyetlerini toplayıp, ilgili markaya iletiyoruz. Blind-Friendly Places’ta ise markaların fiziksel işyerlerini görme engelliler için erişilebilir ve kapsayıcı hale getiriyoruz. Amacımız dünyayı erişilebilir ve kapsayıcı hale getirmek ve o güne kadar da durmadan çalışacağız! Şunu biliyoruz ki Engel görememek değil, görüp de harekete geçmemektir… 


Yazar: Enes Ertürk / BlindLook Ekip

youtubetwitterinstagramlinkedin